Bir söz verdik.

2053 yılına kadar karbon nötr olacağız.

Paris İklim Anlaşması’nı kanunlaştırdık ve bu sözü verdik.

 

Avrupa Birliği, Japonya, Kore ve Çin gibi büyük ekonomileri de içine alan yaklaşık 30 ülke bu sözü vermişlerdi zaten. Finlandiya 2035, Avusturya ve İzlanda 2040, Almanya ve İsveç 2045, Japonya, Brezilya, Danimarka, Birleşik Krallık ve Fransa 2050, dünyanın en büyük karbon salımı yapan ülkesi Çin ise 2060 tarihini karbon nötr durumuna ulaşmak için hedef yıl olarak belirlemişti. ABD yönetimi de son zamanlarda söz verenler grubuna eklenmişti, hedef yılı 2050 idi. G20’nin içinde olup da söz vermeyen bir biz kalmıştık; biz de bu sözü verdik. Hedef yılımız 2053.

 

Yılın kelimesi

 

“Karbon-nötr” ifadesi, 2006 yılında Oxford Amerikan Sözlüğü tarafından yılın kelimesi seçilmiş. O günden beri de yavaş yavaş konuşmalarımızın bir yerinde yer almaya başladı. Son zamanlarda bu kelimeyi kullanma sıklığımız oldukça arttı. Hele bundan sonra çevre politikalarının konuşulduğu ortamlarda iki cümleden biri bu kelime olmadan kurulamayacak belki de.

 

Bu kavramla ne anlatılmak isteniyor acaba?

 

Tanım olarak karbon nötr olmak, karbon salımı ve karbon yutumu arasında bir denge kurmak şeklinde ifade edilebilir. Bir “vermeyi almaya eşitleme durumu” aslında. “Atmosfere verdiğin kadar atmosferden karbon al” deniyor bu ifadeyle.

 

Karbonu vermeyi biliyoruz da almayı yani yutmayı nasıl başaracağız? Karbon yutakları olarak anılan sistemlerle. Bu sistemler ise özetle can dostumuz ormanlar, sadık yârimiz topraklar ve okyanuslardan oluşuyor. Karbon yutakları, verdiği karbondan daha fazlasını bünyesine alan, teknik ifadesiyle absorbe eden sistemleri anlatıyor.

 

O kadar çok karbondioksit üretiyoruz ki! Hâlihazırda gezegende var olan doğal karbon yutakları, üretilen karbondioksitin tamamını bünyesine alamıyor. Bugüne kadar atmosferdeki karbonu yeterli ölçüde giderebilecek suni bir karbon yutağı da geliştirilemedi. Bu nedenle karbon nötr olmak için önümüzdeki tek seçenek, karbon emisyonlarımızı azaltmak.

 

Karbon nötr olmak için toplumlar kendi içlerinde bir emisyon ticaret sistemi de geliştirebiliyorlar. Avrupa Birliği bu uygulamanın dünyadaki en güçlü örneklerini sergiliyor. Bu tür sistemlerde, fazladan saldığınız karbon emisyonu için sizin kadar karbon salımı yapmayan taraflardan karbon kredisi satın alabiliyorsunuz. Ancak bu da istenen çözümü hemen getirmeyebiliyor.

 

Karbon nötr olmak mı? Net sıfır karbon durumuna ulaşmak mı?

 

Karbon nötr olmak ve net sıfır karbon durumuna ulaşmak, birbirine benzeyen ancak aslında farklı kavramlar. İkisinde de karbon ayak izinizi azaltmaya çalışıyorsunuz. Karbon nötr olma durumunda bir dengeleme var; toplam karbon emisyonlarınızı dengelemeye çalışıyorsunuz. Bir taraftan verirken bir taraftan karbon tutmanız gerekiyor. Örneğin oluşturduğunuz karbondioksit gazını dengelemek için bu miktara eşdeğer karbondioksit gazı oluşumuna engel olacak projeler gerçekleştiriyorsunuz. Güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapıyorsunuz ve diyorsunuz ki “Ben bu kadar temiz enerji üreterek, şu kadar karbondioksit emisyonunun oluşmasına engel oldum.” Engel olduğunuz miktar da sizin üretim sürecinizde salım yaptığınız miktara denk oluyor. Bu durumda siz karbon nötr olma hedefinize ulaşmış oluyorsunuz. Üretim sürecinizde iyileştirme yaptınız mı? Hayır. Üretim sürecinizde karbonsuz teknolojilere geçtiniz mi? Hayır. Aynı emisyonu yaymaya devam ediyorsunuz. Ama diğer taraftan bambaşka bir yerde bir güneş tarlası yatırımı yaptınız ve temiz enerji elde ediyorsunuz.

 

Diyelim ki güneş enerjisine çok fazla yatırım yaptınız. Kendi emisyonlarınızı dengelemekle kalmadınız, elinizde fazladan “engel olunmuş karbondioksit salımı” var. Bu durumda karbon negatif olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Elinizdeki engel olunmuş karbondioksit salımını ise satışa sunarak karbon kredisine çevirebilirsiniz.

 

Net sıfır karbon emisyonu durumunda ise hiç karbon emisyonu üretmiyorsunuz. Üretmediğiniz için tutmanız gereken veya yutmanız gereken bir karbon söz konusu olmuyor. Örneğin üretim sürecinde kullandığınız enerji tamamen güneş enerjisine bağlı ise ve hiç fosil yakıt kullanmıyorsanız karbon sorununuz zaten oluşmuyor. İşte bu sürece “net sıfır karbon” durumu deniliyor. Üretim sürecinizde iyileştirme yapıp, karbonsuz üretime geçtiniz mi? Evet.

 

Bir işletmenin karbon nötr olması küresel karbon nötr durumunun gerçekleşmesine katkı koyuyor. İşletme karbon nötr olurken emisyonlarını başka bir yatırımla dengeliyor. Küresel nötralizasyonda ise emisyonların dengelenmesi, karbon yutakları sayesinde oluyor.

 

Hesaplar, hesaplar, hesaplar…

 

Görünen o ki bundan sonra biz de ülke olarak böyle hesaplar yapmaya başlayacağız. Karbon hesabı yapmaya başlamıştık zaten. Şimdi bir de karbon kredisi hesabı, nötrallik için gereken “kaçınılmış emisyon” hesabı, dengeleme emisyonu hesabı gibi farklı farklı hesaplar yapacağız. Belki yakın bir gelecekte, ülkemizdeki emisyon ticaret sistemini konuşuyor olacağız.

 

Ama sonra göreceğiz ki kâğıt üstündeki hesaplarla gerçekler uyuşmuyor. Bir şeyin kağıt üzerinde var olması, o şeyin gerçekte de var olduğu anlamına gelmiyor. “Aynı eski hikaye”  diyeceğiz. Bir yönetmeliğin kağıt üstünde var olmasının gerçekte de var ve caydırıcı olduğu anlamına gelmediği gibi…

 

Ne yapmalı, ne yapmalı?

Hesap kitap işlerine fazla boğulmadan, bürokratik zorlamaları beklemeden, sistemdeki açıkları arayıp onlardan faydalanmayı ummadan, gelişmiş veya gelişmekte olan ülke tanımlamalarının netleştirilmesini de beklemeden, bir an önce üretim süreçlerimizi gözden geçirmek ve karbonsuz teknolojileri süreçlerimize dâhil etmek gerekiyor.

Yapıyor görünmek değil, gerçekten yapmak gerekiyor.

Olduğumuz gibi görünmek, göründüğümüz gibi olmak, yeşille aklama yapıp göz boyamak yerine gerçekten yeşillenmek gerekiyor.