Sınırda Karbon, 55’e Uyum Paketi,  Emisyon Ticaret Sistemi… Avrupa net sıfır olma hedefine doğru ilerlerken çeşitli yasal düzenlemeleri yapmaya çalışıyor. Bazen şaşırtıcı gelişmeler olsa da Avrupa, hedefi ortaya koyup bildiği gibi gitmeye çalışıyor. Ne de olsa bu düzenlemeler uzun süreli araştırmaların, hazırlıkların, görüşmelerin sonucunda ortaya konuyor.

Beklenmeyen bir yasalaştırma süreci yaşadı Avrupa Birliği geçtiğimiz Haziran ayı içinde. 8 Haziran’da Avrupa Parlamentosu, komisyonun AB Emisyon Ticaret Sistemiyle (ETS) ilgili önerisini reddetmişti. Öneri hem AB iç pazarındaki karbon bedelini belirlemek hem de karbon kaçağını durdurmak için sınırda karbon düzenleme mekanizmasını (SKDM)  yasalaştırmakla ilgiliydi. Neyse 22 Haziran’da tekrar oylama yapılarak 55’e uyum paketinin önemli bir parçası olan ETS düzenlemeleri, SKDM ve Sosyal İklim Fonu parlamentonun büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmiş oldu.

Emisyon Ticaret Sistemi nasıl değişecek?

AB, 2005 yılından beri bir emisyon ticaret sistemi uyguluyor. Ancak sistemin bazı yetersiz tarafları var. Yine de ETS AB’nin iklim politikasının önemli bir bileşeni durumunda. “Sınırla ve ticaretini yap” ilkesine göre çalışan bir sistem bu. Yani her yıl AB’de üretilebilecek toplam karbon emisyonu üst sınırı belirleniyor ve bu sınırın içinde kalacak şekilde bir ticaret sistemi uygulanıyor. Bu üst sınırı aşmayacak şekilde şirketlerin emisyon yayma haklarını satma, alma, devretme vb. hakları bulunuyor. AB, şirketlerin gözünü çok korkutmamak ve onları yurtdışına kaçırmamak için onlara ücretsiz emisyon yayma hakkı (ücretsiz tahsisat) dağıtıyor bir taraftan. Ücretsiz tahsisatların verdiği emisyon yayma hakkını aşan şirketlerin diğerlerinden emisyon yayma hakkı satın alması mümkün oluyor bu sistemde.

Ücretsiz tahsisatların çok olması, şirketlerin emisyonlarını azaltmak için yeterince çaba göstermemesine neden oluyor. Bu nedenle komisyon ETS’de bazı değişiklikler önermişti. Önerilerin büyük bir kısmı parlamento tarafından kabul edildi. Bu değişikliklerin amacı, endüstrilerin düşük karbonlu teknolojilere daha çok yatırım yaparak emisyonlarını azaltmaları için finansal bir teşvik sunmak.

Ne tür değişiklikler olacak diye baktığımızda en önemli değişikliğin ücretsiz tahsisatların kaldırılması yönünde olacağını söyleyebiliriz.  2027 yılından başlanarak 2032 yılına kadar belli sektörlere dağıtılan ücretsiz tahsisatlar kademeli olarak kaldırılacak. Bu tahsisatlar 2027 yılında %93’e, 2028 yılında %84’e, 2029 yılında %69’a, 2030’da %50’ye, 2031’de %25’e ve 2032 yılına gelindiğinde %0’a indirilmiş olacak.

Bir başka değişiklik ise bonus-malus siteminin uygulanması olacak. Örneğin 2025’ten itibaren sektördeki en etkin uygulamalar ilave ücretsiz tahsisatlarla ödüllendirilirken, olumsuz uygulamalar ücretsiz tahsisat haklarını kaybedebilecekler. Enerji denetçilerinin önerilerini uygulamayan, enerji sistemlerini sertifikalandırmayan veya tesisleri için dekarbonizasyon planı oluşturmayan işletmeler ücretsiz tahsisatlarının tamamını veya bir kısmını kaybetme riskiyle karşılaşacaklar.

Deniz taşımacılığı da ETS’ye dahil edilecek. 5000 groston üstündeki gemilerin ilk etapta (2024-2026 yılları arasında) Avrupa içindeki rotalarının tamamı, Avrupa dışındaki (AB dışında başlayan veya son bulan) rotalarının %50’si ETS kapsamında olacak. Aynı zamanda limandaki gemilerin emisyonları da bu uygulamaya tabi olacak. 2027’den itibaren ise tüm rotaların tamamı ETS’ye tabi olacak.

Aynı zamanda yeni bir sistem, ETS II de kurulacak. 1 Ocak 2024 tarihine kadar ticari karayolu taşımacılığı ve binalara yakıt dağıtmak için ayrı bir ETS kurulacak. Evler ve özel araçların bu uygulamaya ancak 2029’dan sonra dâhil edilmesi gündeme gelecek. Bunun için AB komisyonunun geniş değerlendirmeleri ve Avrupa Parlamentosu’nun ve Konseyin kararı ayrıca gerekiyor.

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması nasıl uygulanacak?

AB Komisyonu karbon kaçağını önlemek ve iklim hedefleri doğrultusunda ilerlemek için SKDM’yi önermişti. Öneride bazı değişiklikler yapılarak Avrupa Parlamentosu’nda kabul edildi.

Parlamento organik kimyasalları, plastiği, hidrojen ve amonyağı da SKDM kapsamına soktu. Avrupa Komisyonu’nun organik kimyasalların ve polimerlerin teknik özellikleri üzerine tekrar değerlendirme yapması gerekecek. Kapsama elektrik kullanımından kaynaklanan dolaylı emisyonlar da dâhil edilecek.

SKDM’nin geçiş süreci 1 Ocak 2023’te başlayıp 2026’nın sonunda sona erecek. Geçiş süreci içinde SKDM kapsamındaki ithalatçı kuruluşların ürünlerindeki gömülü emisyonları rapor etmeleri beklenecek ancak finansal bir düzenleme beklenmeyecek. 1 Ocak 2027’den itibaren ise SKDM tam olarak uygulanmaya başlayacak. Bu tarih ETS’deki ücretsiz tahsisatların azaltılması tarihiyle özellikle çakıştırılıyor.

SKDM yoluyla oluşacak bütçeyle en az gelişmiş olan ülkelerin de destekleneceği belirtiliyor.

Alınan kararlardan biri de merkezileşmiş bir SKDM kurumunun oluşturulması. Avrupa Parlamentosu ulusal yetkili kuruluşların varlığından ziyade tek bir merkezi otoritenin olmasının daha etkin, şeffaf ve maliyet-etkin olacağını düşünüyor.

Sosyal İklim Fonunun Oluşturulması

Avrupa Komisyonu, iklim nötral olma yolunda adımlar atılırken ve enerji geçişiyle ilgili maliyetler artarken bundan en çok etkilenecek grupların desteklenmesi için bir sosyal iklim fonunun oluşturulmasını önermişti. Parlamento bu fonun oluşturulmasını faydalanıcılarının kapsamını genişleterek kabul etti.

Yasal Süreç Avrupa Konseyi’ne Taşındı

Bu düzenlemelerin yasalaşmasındaki sonraki adres ise Avrupa Konseyi oldu. Konsey AB üyesi ülkelerin temsilcilerinden oluşuyor. 28 Haziran 2022’de Konsey kendi ETS genel yaklaşımını yayınladı. AB parlamentosu, Konsey ve Komisyon şimdi üçlü görüşmelere başlayacak. Önerilen düzenlemelerin son hali üçlü görüşmeler tamamlanınca belli olacak. Bu müzakerelerin 2022 sonuna kadar sürebileceği tahmin ediliyor.

Konu, Amerika gibi diğer ülkelerin de dikkatini çekiyor. Yasal süreç tamamlandıktan sonra şirketlerin ticaret faaliyetleri doğal olarak etkilenecek. AB’nin dışında da benzer düzenlemelerin yapılmasının yolu açılacak gibi görülüyor.

Türkiye

Türkiye’nin SKDM sektörleri açısından AB’ye ihracatı önem taşıyor. Örneğin 2020 yılında AB’nin çimentosunun %3,3’ü Türkiye’den karşılanmış. Bu oran, Türkiye’nin toplam çimento ihracatının %13’üne karşılık geliyor. Demir çelik sektörü için de durum farklı değil. Bu nedenle Türkiye SKDM’den en çok etkilenecek ülkeler arasında. Türkiye’nin 2021’de Paris Anlaşması’nı imzalaması olumlu bir gelişme. Şimdi SKDM doğrultusunda AB’ye uyumlu adımların atılması gerekiyor.

Türkiye iklim şurasında alınan kararları yeni açıkladı. Sanırım sonraki adım, iklim eylem planının güncellenmesi olacak. Güncellenmiş ulusal katkı beyanının ne olacağı, kurulacak emisyon ticaret sisteminin ilkeleri, endüstride dekarbonizasyon faaliyetlerinin nasıl şekilleneceği, şimdilik bizler için merak konusu.