DÜNYA Gazetesi, Türkiye’nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ni sahadan izledi. Zirve, sadece diplomatik ve askeri çıktılarıyla değil; Türkiye’nin düşünce kuruluşları kapasitesi ve yeni güvenlik mimarisindeki potansiyel rolüyle de dikkat çekti. Düşünce kuruluşlarının katıldığı oturumlarda yer alan Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve DÜNYA Gazetesi Yazarı Ural Aküzüm, Ankara Zirvesi’nin Türkiye’nin diplomatik gücünün yanı sıra fikir üretme kapasitesinin öne çıkmasını sağladığını vurguladı. Aküzüm, SETA ve İletişim Başkanlığı’nın organize ettiği toplantıların yanı sıra EDAM, SETA, ORSAM ve KADEM gibi kuruluşların düzenlediği yuvarlak masa oturumlarının önemine de değindi. Aküzüm, “Yeni fikirlerin, güvenlik yaklaşımlarının ve ittifak modellerinin konuşulduğu bir merkez olarak Ankara öne çıktı” dedi.
Aküzüm, DÜNYA’ya özel değerlendirmesinde, Avrupa için temel meselenin “Avrupa daha Avrupalı bir NATO inşa edebilir mi?” sorusu olduğunu belirtti. Bunun, transatlantik ittifakın ABD’den kopması anlamına gelmediğini, aksine NATO’nun daha dengeli, sorumlu ve sürdürülebilir hale gelmesi anlamını taşıdığını söyleyen Aküzüm, “Daha Avrupalı NATO, daha az Amerikan NATO’su değildir; daha yetkin, dirençli ve yük paylaşabilen bir Avrupa demektir” ifadelerini kullandı.
Rusya-Ukrayna savaşı, Karadeniz’deki istikrarsızlık, hibrit tehditler, siber saldırılar, göç baskısı, enerji güvenliği ve yıkıcı teknolojilerin güvenlik yaklaşımlarını kökten değiştirdiğini dile getiren Aküzüm, “Artık savunma yalnızca tank, uçak, füze ve sınır hattı meselesi değil. Sanayi kapasitesi, hukuki dayanıklılık, kritik altyapı, kamu güveni, dijital egemenlik, sağlık güvenliği ve siyasi birlik de savunmanın ayrılmaz parçalarıdır” dedi.
Türkiye’nin zirvede başarılı bir ev sahipliği gösterdiğini ifade eden Aküzüm, “NATO 3.0 döneminin ana aktörlerinden biri olma kararlılığını ortaya koydu. Kıta Avrupası daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda, ABD ittifakta kalmak zorunda, Türkiye ise bu iki hattı dengeleyen ve stratejik bir rol oynayan ülke olarak öne çıkıyor. Ankara Zirvesi’nin kalıcı sonucu, Türkiye’nin güvenliğin askeri, teknolojik, diplomatik ve tarihsel boyutlarını aynı platformda birleştiren merkez ülkelerden biri olmasıdır” diye konuştu.
Avrupa’nın üç temel açığı olduğunu söyleyen Aküzüm, bunları kabiliyet, savunma sanayii ve siyasi irade eksikliği olarak sıraladı. Türkiye’nin konumunu ise şöyle açıkladı: “Türkiye, Avrupa güvenliğinin sadece kuzey ve batıdan ibaret olmadığını hatırlatan önemli bir NATO ülkesidir. Karadeniz, Kafkasya, Orta Doğu, Balkanlar, Doğu Akdeniz ve enerji koridorları birlikte düşünüldüğünde, Türkiye NATO’nun coğrafi kenarında değil, tam kavşak noktasındadır. Bu nedenle Türkiye’nin rolü tamamlayıcı değil, kurucu ve dengeleyici niteliktedir.”
Aküzüm, NATO 3.0 kavramını ise şöyle özetledi: “NATO 1.0, Soğuk Savaş’ın askeri caydırıcılığına dayanıyordu. NATO 2.0, Sovyetler sonrası dönemde kriz yönetimi, genişleme ve terörle mücadeleye odaklandı. NATO 3.0 ise Birleşmiş Milletler sistemindeki yönetişim krizlerinin sonucu olarak, güvenliği askeri alanın ötesinde; siber güvenlik, biyolojik tehditler, pandemi, sağlık güvenliği, nanoteknoloji, yapay zeka, enerji ve tedarik zincirleriyle birlikte ele alan yeni bir dönemdir.”



