Ankara’da düzenlenen 36. NATO Liderler Zirvesi’nin ilk gününde, dikkat çekici gelişmeler yaşandı. Çekya’dan iki ayrı heyet, kısa arayla Esenboğa Havalimanı’na ulaştı. İlk olarak Başbakan Andrej Babiš ve beraberindeki heyet, Ticaret Bakanı Ömer Bolat tarafından karşılandı. Ardından Cumhurbaşkanı Petr Pavel’in uçağı indi; Pavel’i ise Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy karşıladı.
Her iki uçak da Prag’daki aynı havalimanından, bir saatten kısa süre arayla Ankara’ya hareket etti. Çekya hükümeti, liderlerin neden birlikte seyahat etmediği konusunda bir açıklama yapmadı.
Aslında iki isim arasındaki gerilim, zirve öncesinde tırmanmıştı. Çekya’da teamül gereği bu tür zirvelere başbakan ve cumhurbaşkanı birlikte katılıyor. Ancak geçen ay Başbakan Babiš, Cumhurbaşkanı Pavel’in zirveye katılmasını yasakladı. Gerekçesini ise “daha fazla müzakere alanına ihtiyaç olduğu” şeklinde açıkladı. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme, iki gün içinde geçici tedbir kararı vererek Pavel’in katılımının sağlanmasına hükmetti.
Ancak kriz burada sona ermedi. Mahkeme kararına rağmen hükümet, delegasyonun liderliğini başbakana verdi. Pavel ise cumhurbaşkanının bulunduğu heyetin lideri olması gerektiğini savundu. Zirve günü gelene kadar taraflar uzlaşamadı ve iki lider farklı uçaklarla Ankara’ya geldi.
NATO’daki anlaşmazlığın arka planı
Babiš ve Pavel arasındaki anlaşmazlık yalnızca NATO zirvesiyle sınırlı değil. Gerilimin temeli, Ocak ayında yaşanan “Filip Turek” krizine dayanıyor. Babiš’in kurduğu koalisyonun küçük ortağı Motoristé partisinden Filip Turek’in çevre bakanı olması önerildi. Ancak Cumhurbaşkanı Pavel, Turek’in geçmişteki ırkçı ve homofobik sosyal medya paylaşımları nedeniyle bu atamayı reddetti. Bazı paylaşımların Nazi Almanyası’nı övdüğü iddia edildi.
Babiš’in tüm çabalarına rağmen Pavel kararından dönmedi. Turek, bakan olamasa da Yeşil Mutabakat ve iklim politikası alanında hükümet temsilcisi olarak fiilen bakanlık görevini yürütmeye çalıştı. Bu durum, hukukçular tarafından anayasal kuralların aşılması olarak eleştirildi.
NATO zirvesindeki son kriz de buradan kaynaklandı. Turek ile aynı partiden olan Dışişleri Bakanı Petr Macinka, Pavel’in anayasal sınırları aştığını ileri sürerek delegasyona liderlik etmemesi gerektiğini belirtti. Pavel ise bu açıklamaları “şantaj girişimi” olarak değerlendirdi. Böylece hükümet ve cumhurbaşkanı arasındaki yetki mücadelesi, NATO zirvesiyle yeni bir boyut kazandı.



