Türkiye genelinde 1 Temmuz itibarıyla uygulamaya alınan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi kapsamında, vatandaşlar DOA logolu alüminyum, plastik (PET) ve cam içecek ambalajlarını iade ederek her biri için 1 TL depozito bedeli alabiliyor. Sıfır Atık Hareketi’nin bir parçası olan bu sistem, geri dönüşümü teşvik etmeyi ve atık oranını azaltmayı amaçlıyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un paylaştığı bilgilere göre, sistemin ilk haftasında 7 milyon 600 bin içecek ambalajı toplandı ve kayıtlı kullanıcı sayısı 1,3 milyonun üzerine çıktı.
İkinci fazda işletmelere kayıt zorunluluğu
DOA Sistemi’nin ikinci fazında otel, restoran ve kafe gibi işletmeler de kapsama alındı. Bu sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin, Depozito Bilgi Yönetim Sistemi (DBYS) üzerinden kaydolup birlikte çalışacakları yetkilendirilmiş saha operatörlerini belirlemeleri gerekiyor.
Bakanlık, kayıt işlemlerinin Ekim ayı sonuna kadar tamamlanmasını isterken, yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletmelere mevzuat gereği idari ceza uygulanacağını açıkladı.
Her ambalaj için işletmelere teşvik
Sisteme kayıtlı işletmelerde biriken DOA logolu ambalajlar, yetkilendirilmiş operatörler tarafından toplanarak geri dönüşüm zincirine dahil edilecek. Her geri kazandırılan ambalaj için işletmelere 20 kuruş teşvik ödemesi yapılacak. Toplama, taşıma ve doğrulama süreçleri ise dijital altyapı üzerinden takip edilecek.
Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk, DOA logolu içecek ambalajlarının yaklaşık yüzde 65’inin otel, restoran ve kafelerde tüketildiğini vurgulayarak işletmeleri kayıt işlemlerini geciktirmeden tamamlamaya davet etti.
Öztürk, vatandaşların sisteme gösterdiği ilgiden memnun olduklarını belirterek, tüm paydaşların katılımıyla Türkiye’nin döngüsel ekonomi hedeflerine daha hızlı ulaşılacağını ifade etti.
DOA Sistemi ile Türkiye’de her yıl piyasaya sürülen yaklaşık 25 milyar içecek ambalajının geri dönüştürülmesi hedefleniyor. Bu sayede ekonomiye yıllık yaklaşık 30 milyar liralık katkı sağlanması ve ilk etapta geri dönüşüm oranının yüzde 50’ye, sistem yaygınlaştıkça ise yüzde 80’e çıkarılması amaçlanıyor.



