İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesinde yayımlanan bir köşe yazısında, 9 Haziran’da Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan demiryolu ve lojistik işbirliği anlaşmaları ele alındı. Haberde, planlanan tren hattının güzergahında hiçbir İsrail şehrinin bulunmadığı ve Suudi Arabistan’ın ulaşım koridoru için bir dönem İsrail’e yaklaşmasına rağmen tercihini Türkiye’den yana kullandığı vurgulandı.
Bir dönem Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomi Koridoru (IMEC) projesiyle rotasını İsrail’in Hayfa Limanı’na yönelten Suudi Arabistan’ın, bölgede çıkan savaş sonrası bu stratejiyi değiştirerek Türkiye ile işbirliği yaptığı hatırlatıldı.
9 Haziran’da Riyad’da imzalanan kapsamlı anlaşmaların, ABD-İran savaşı sonrası büyük ölçüde kapanan Hürmüz Boğazı’nı baypas ederek Körfez tedarik zincirlerini korumayı hedeflediği belirtildi.
Yaklaşık 5,5 milyar dolarlık yatırım maliyetine sahip ve Asya Kalkınma Bankası’nın 750 milyon dolar finansman sağladığı projeyle, deniz yolunda 30 günü aşan kargo süresinin kara yoluyla iki haftanın altına ineceği ifade edildi. İstanbul’dan başlayıp Suriye ve Ürdün üzerinden Suudi Arabistan’ın Haditha Sınır Kapısı’na ulaşacak hattın, ileride Umman ve Hint Okyanusu’na kadar uzanmasının planlandığına dikkat çekildi.
Köşe yazısında, bu projenin Türkiye’ye Osmanlı döneminin Hicaz Demir Yolu vizyonunu yeniden canlandıran önemli bir jeopolitik etki alanı sunduğu belirtildi. “Halep ve Şam üzerinden geçecek bu koridor sayesinde Türkiye, İstanbul Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzanan bir nüfuz alanı kazandı” yorumu yapıldı.
İsrail’in ateşkesleri defalarca ihlal ederek Gazze, Lübnan ve İran’a saldırılar düzenlediği dönemde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu süreci stratejik kazanca çevirdiği ifade edildi. “İsrail ordusu birden fazla cephede savaşırken, Erdoğan bölgesel krizi fırsata çevirdi” denildi.
Yazıda ayrıca, Eylül 2023’te ABD Başkanı Joe Biden’ın duyurduğu ve İsrail’in Orta Doğu’da ticaret merkezi olmasını amaçlayan IMEC projesinin, Gazze’deki savaş nedeniyle rafa kalktığı hatırlatıldı. 9 Haziran’da açıklanan Suudi-Türk koridorunun, IMEC’in yerini aldığı ve Erdoğan’ın bu kez devre dışı bırakılan ülkenin Türkiye olmasına izin vermediği vurgulandı.
“Erdoğan artık sadece haritaya geri dönmekle kalmadı, haritanın bizzat kendisi oldu. Orta Doğu’daki pragmatik tercihler zamanla kalıcı stratejik ittifaklara dönüşebilir. Türkiye’nin demiryolu ağından akacak milyarlarca dolarlık ticaret, Şam’da faaliyet gösterecek Türk bankaları ve Türkiye’nin etkisi altındaki koridordan geçecek Suudi yükleri, sıradan ekonomik işlemler değil; önümüzdeki on yılın bölgesel düzeninin temelini oluşturacak adımlar” ifadelerine yer verildi.


